Mersin’de elektrik tüketimine yeni sınır tepkisi

30 Eylül 2026 Çarşamba 17:13

Mersin’in sıcak ve nemli iklimi, elektrik tüketimindeki yeni sınır tartışmasını büyüttü. EMO Mersin Şubesi, meskenlerde yıllık elektrik tüketim limitinin 5 bin kWh’den 4 bin kWh’ye düşürülmesine dikkat çekerek, kentin iklim koşullarının hesaba katılmasını istedi.

Haber Merkezi

 

Elektrik Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Prof. Dr. Alkan Akkaya, SKTT’de uygulanan yıllık tüketim limitinin 5 bin kWh’den 4 bin kWh’ye düşürülmesiyle ilgili açıklama yaptı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK), mesken aboneleri için son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) limitini 2025 yılında 5.000 kWh/yıl olarak belirlediğini dile getiren Akkaya, “1 Ocak 2026 itibarıyla bu limit 4.000 kWh/yıla indirildi. Limiti aşan ve tedarikçisiyle ikili anlaşma yapmamış hanelerin aktif enerji bedeli, ulusal tarifedeki destekli yapı yerine maliyet esaslı bir formülle hesaplanıyor. Bu formül, EPDK'nın belirlediği katsayı (mesken için 1,05) ile çarpılmış PTF ve YEKDEM toplamına dayanıyor. Dağıtım bedeli ise aynı abone grubundaki herkes için aynı şekilde uygulanıyor. Bir hane, limit üstü tespiti yapıldığı yıl içinde kapsamdan çıkarılmıyor; kapsamdan çıkış, ancak önceki takvim yılı tüketiminin yeni yılın limitinin altında kalması halinde mümkün oluyor. EPDK, düzenlemeyi yüksek tüketimli abonelerin desteklenen gruptan çıkarılarak elektriği gerçek maliyetler üzerinden temin etmesi amacıyla yaptığını belirtiyor. Kurum ayrıca düzenlemeden yaklaşık 2,5 milyon mesken abonesinin, yani mesken abonelerinin yaklaşık yüzde 6'sının etkilenmesini öngördüğünü, ortalama tüketimin altındaki geniş kesimin ise etkilenmeyeceğini açıklıyor. Bu gerekçeleri ciddiye alıyor, maliyet yansıtıcılığı ve verimlilik hedeflerinin meşru olduğunu kabul ediyoruz. Ancak bir politikanın amacı kadar, uygulanma biçimi ve öngörülebilirliği de kamu yararı açısından belirleyicidir.

 

“VATANDAŞ BU SINIRI AŞMAMAK İÇİN TÜKETİMİNİ AZALTIYOR”

Devlet, vatandaşa belirli bir tüketim sınırı üzerinden bir tarife yapısı sunuyor. Vatandaş bu sınırı aşmamak için tüketimini azaltıyor. Sonra sınır aşağı çekiliyor ve vatandaş, önceki sınıra göre yaptığı tasarrufa rağmen yeni sınırın üzerinde kalabiliyor. Sonuçta kendi tüketim davranışını değiştirmiş olan tüketici, vatandaş açısından fiilen ek bir maliyet baskısı oluşturan bir tarife mekanizmasıyla karşılaşabiliyor. Basit bir örnek verelim: Yıllık tüketimini 5.000 kWh sınırının altında tutmak için 4.800 kWh seviyesine indiren bir hane, 2026 yılında sınırın 4.000 kWh'ye çekilmesi nedeniyle yine yüksek tüketimli gruba dahil olabilmektedir. Bu hane tasarruf etmiştir; ancak kendisine bildirilen kurala uyduğu halde kuralın değişmesi nedeniyle sonuç alamamıştır. Bugün 4.000 kWh'nin altında kalabilmek için tüketimini azaltan bir vatandaş, sınırın ilerleyen dönemde daha da düşürülmesi halinde yaptığı tasarrufa rağmen yeniden yüksek tüketimli kapsamına alınırsa, enerji tasarrufu nasıl öngörülebilir ve adil bir politika haline gelecektir? Bugün 4.000 kWh olarak belirlenen sınırın ilerleyen yıllarda daha da aşağı çekilmesi ihtimali dahi, tüketicilerin yatırım ve tüketim kararlarını belirsiz hale getirmektedir. Enerji tasarrufu politikası ile tarife politikası birbirini boşa çıkarmamalıdır.

 

MERSİN GERÇEĞİ

Mersin, Akdeniz ikliminin etkisindeki, yazları sıcak, uzun ve nemli geçen bir kenttir. Bu koşullarda klima kullanımı, soğutma ihtiyacı ve buzdolabı gibi soğutma cihazlarının çalışma süreleri elektrik tüketimini doğal olarak artırmaktadır. Yaşlıların, çocukların ve kronik hastalığı bulunan bireylerin yaşadığı evlerde iklimlendirme ihtiyacı da bu tabloyu etkileyebilmektedir.Mersin'de elektrik tüketimini yalnızca israf veya bilinçsiz kullanım üzerinden değerlendirmek doğru değildir. İklim koşulları, hane büyüklüğü, konutun yalıtımı, kullanılan cihazların enerji sınıfı ve soğutma ihtiyacı tüketim miktarını doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu nedenle özellikle sıcak iklim bölgelerinde, yüksek soğutma ihtiyacı bulunan hanelerden oluşan önemli sayıda tüketicinin 4.000 kWh sınırına yaklaşması veya aşması mümkündür. Tek bir ulusal eşiğin, iklim ve hane farklarını gözetmeden uygulanması ise adalet sorununu derinleştirmektedir.

 

“LİMİT NEDEN HER YIL AŞAĞI DOĞRU DEĞİŞTİRİLİYOR”

Bu politika gerçekten ölçülebilir bir enerji tasarrufu sağlıyor mu? Limit neden her yıl aşağı doğru değiştiriliyor ve belirleme ölçütleri nelerdir? Vatandaş, uzun vadeli tüketim planlamasını nasıl yapacak? Hane büyüklüğü ve iklim farklılıkları dikkate alınıyor mu? Enerji verimliliği yatırımı yapan vatandaşın elde ettiği tasarrufun ekonomik karşılığı korunuyor mu? Mesken SKTT limitlerinin belirlenmesinde uzun vadeli ve öngörülebilir bir sistem kurulmalıdır. Limitlerin her yıl aşağı çekilmesinin yarattığı belirsizlik giderilmelidir. İklim bölgeleri ile soğutma ve ısıtma ihtiyacı dikkate alınmalıdır. Hane büyüklüğü ve konut özellikleri değerlendirmeye katılmalıdır. Enerji verimliliği yatırımı yapan tüketiciler mağdur edilmemelidir. Limit değişiklikleri tüketicilere daha erken ve açık biçimde duyurulmalıdır. SKTT kapsamına girecek tüketicilerin karşılaşabileceği fatura etkileri, güncel resmi tarife verileriyle açık ve anlaşılır biçimde kamuoyuna açıklanmalıdır. Tüketicilerin tedarikçi seçimi ve ikili anlaşma süreçlerinde karşılaşabileceği riskler konusunda şeffaf bilgilendirme yapılmalıdır. Tarife değişikliklerinin sosyal ve bölgesel etkileri düzenli olarak analiz edilmeli ve kamuoyuyla paylaşılmalıdır.Enerji politikasının amacı yalnızca tüketimi azaltmak değil, tüketiciyi daha verimli tüketime yönlendiren öngörülebilir ve adil bir fiyatlandırma sistemi kurmak olmalıdır. Vatandaştan enerji tasarrufu istenirken, tasarruf yapan vatandaşın kuralların her yıl değiştirilmesi nedeniyle yeni bir maliyet baskısıyla karşı karşıya bırakılması enerji politikasının güvenilirliğini zedeler.

EMO olarak enerji verimliliğini destekliyoruz; ancak verimlilik politikasının öngörülebilir, adil, şeffaf ve tüketiciyi cezalandırmayan bir tarife sistemiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini savunuyoruz” dedi.